Friedrichstadt-Palast'ı ziyaret etmeye değer mi?
Kırmızı kadife koltuklar, aynalı fuayeler ve o kadar geniş bir sahne ki gözlerinizin alışması biraz zaman alıyor. Friedrichstadt-Palast’a girmek, bir tiyatroya girmekten çok, gösteri için özel olarak tasarlanmış bir makineye adım atmak gibi bir his uyandırıyor. Işıklar söndüğünde, ortamdaki hava bir anda nazik bir bekleyişten tam bir duyusal deneyime dönüşür.
Bu mekan, tek bir amaca hizmet etmek üzere en geniş ölçekte tasarlanmıştır: diyalog yerine dans, akrobasi, müzik ve haute couture düzeyinde tasarımın duyguyu aktardığı görsel tiyatro niteliğindeki revü gösterileri. Bu hırs, her bir kamera açısında, hızlı kostüm değişimlerinde ve kusursuz bir şekilde senkronize edilmiş toplu sahnelerde kendini gösteriyor.
Sonuç, anlatımdan çok teslimiyetle ilgilidir. Aklınızda kalacak olan şey, dünyanın en büyük tiyatro sahnesinde düzinelerce sanatçının kusursuz bir düzen içinde hareket etmesini izlerken, Berlin’in hâlâ bu türden çekinmeden sergilenen ihtişama yer ayırdığını fark etmenin verdiği his olacaktır.
Sessiz, olay örgüsü ağırlıklı dramaları tercih ediyorsanız ya da yüksek tempolu, görsel açıdan yoğun dizileri bunaltıcı buluyorsanız bu diziyi es geçin.